Yoğun Günlerde Kendimize Şefkatli Bakmak

Beden, tükenmişlik başlamadan önce küçük sinyaller verir. Uyku düzeninin bozulması, sürekli yorgun hissetme, basit şeylere bile çabuk sinirlenme… Bunlar çoğu zaman bedenin “Bir dur” deme şeklidir. Bu sinyaller fark edildiğinde tükenmişliğin önüne geçmek çok daha kolay olur.
Zihinsel yük arttığında beden bunu devralır. Kas gerginliği, mide hassasiyeti, nefesin sığlaşması… Tüm bunlar bedenin aşırı yükle baş etmeye çalıştığının göstergesidir. Dikkat edilmediğinde bu belirtiler zamanla şiddetlenebilir.
Bedenin söylediklerini duymak, stresle baş etmenin en etkili yollarından biridir. Küçük molalar, temponun düşürülmesi ve ihtiyaçların fark edilmesi tükenmişliği hafifletebilir. Bedenin mesajını duymak, uzun vadede duygusal dayanıklılığı güçlendirir.
Yoğun günlerde kendimize yüklenmek çok kolaydır. Yapamadıklarımızı görmek, hızla tamamlamak için kendimizi sıkıştırmak, duyguları arka plana atmak… Tüm bunlar gün sonu daha da yorulmamıza neden olur. Oysa yoğun dönemlerde en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, kendimize nazik davranmaktır.
Şefkatli bakmak, işleri ertelemek ya da sorumlulukları bırakmak anlamına gelmez. Bu bakış, kendimize yaklaşımımızı yumuşatır. “Bugün elimden gelen bu kadar” diyebilmek, yükü hafifletir. Bu içsel izin, performansı değil tükenmişliği azaltır.
Yoğun dönemlerde küçük nefes alanları yaratmak, duygusal toparlanmayı destekler. Her gün birkaç dakika kendine alan açmak, zihni dengede tutar. Şefkat, yoğunlukla baş etmenin en güçlü yoludur.
