Oyun Zamanının Sihri

Bir çocuğun duygusunu kabul etmek, onu hemen rahatlatan güçlü bir temas biçimidir. Çünkü çocuk, hissettiği duygunun “fazla” olmadığını, anlaşılabilir olduğunu duyar. Bu kabul, çocuğun kendisini daha güvende hissetmesini sağlar.
Duygular kabul edildiğinde, çocuk kendi iç dünyasını daha rahat keşfeder. “Kızgın olabilirsin” ya da “Bu seni üzmüş gibi görünüyor” cümleleri, çocuğun duygusuyla baş başa kalmasını kolaylaştırır. Bu süreç duygusal düzenlemeyi geliştirir.
Kabul gören duygular zamanla daha rahat ifade edilir. Bu da ilişkide açıklığı artırır. Çocuk duygu paylaşmanın doğal olduğunu öğrendiğinde, hem kendine hem de karşısındakine daha güvenli bir bağ kurar.
Oyun, çocuğun dili ve dünyayı anlamlandırma biçimidir. Birlikte geçirilen oyun zamanı, çocuğun iç dünyasına en doğal yoldan temas etme fırsatı sunar. Ebeveynin oyunda gerçekten orada olması, çocuk için güçlü bir bağlanma alanı yaratır.
Oyun aynı zamanda çocuğun duygusal iniş çıkışlarını düzenlediği bir alandır. Kırgınlık, korku, heyecan, merak… Hepsi oyun sırasında kendine bir ifade yolu bulur. Oyun, çocuğun kelimelerle anlatamadığını davranışlarıyla gösterme alanıdır.
Ebeveyn için de oyun, çocuğa en saf hâliyle eşlik etme biçimidir. Bu eşlik, çocuğun “görülüyorum” hissini derinleştirir. Oyun zamanı her zaman uzun olmak zorunda değildir; birkaç dakikalık gerçek ilgi bile çocuk için sihirli bir temastır.
